22/3/2006

Eve geç gelen babalar...

Kategori: Haber

 

 Eve geç gelen babalar en çok çocukları yaralar…

 

        Sabah erkenden işe gidip gecenin bir vakti evine gelen bir eş, maddi ihtiyaçlarını karşılamak için çırpınırken ailesinin manevi ihtiyaçlarına yetişememenin sıkıntısını yaşar çoğu zaman. Evde yol gözleyen kadınların hali ise akla gelmaz bile çoğu zaman… Onlar neler yaşar, neler hissederler? Fıtrat gereği ‘sürekli’ ilgi, sevgi beklerken kimi zaman haber bile vermeden geç saatlere kadar çalışan bir eşe sabır göstermek kolay mıdır?

 

         Zülâl Güler

 

Aile olmanın belki de en güzel yanı bütün günü işte, okulda ya da farklı uğraşılarla geçiren aile fertlerinin akşam yemeğinde bir araya gelmesidir. Sıcak bir çorbanın dumanına karışan sevgi dolu sohbetler, hâl hatır soruşlar anne babanın bütün yorgunluğunu aldığı gibi çocuklara da huzurlu bir ortam sağlar… Hayatın bütün zorluklarına karşılık insanın her zaman yanıbaşında onu korumaya, kollamaya ve destek olmaya hazır ana, baba ve kardeşlerinin olması dünyada sahip olunabilecek belki de en büyük hazinedir. Peki ya böylesi bir mutluluktan mahrum olanlar? Babalarının yüzünü görmeden uykuya dalıp, işe gitmese de benimle oynasa diye yol gözleyenler… Sık sık yaşanan tartışmalar, kavgalar yüzünden evinin yolunu unutan babalarının geleceği günün hayallerini kuranlar...

Gün geçtikçe zorlaşan hayat şartları ebeveynlerin her ikisini de çalışmaya mecbur bırakırken, çoğunlukla da bütün yük babanın omuzlarında kalıyor. Tek maaşla ev geçindirmekte zorlanan erkekler genellikle yaptıkları ek işlerle maişetlerini temin etmeye çalışıyorlar. Bu da beraberinde uzun saatler çalışmayı getiriyor. Sabah erkenden işe gidip gecenin bir vakti evine gelen bir eş, maddi ihtiyaçlarını karşılamak için çırpınırken ailesinin manevi ihtiyaçlarına yetişememenin sıkıntısını yaşar çoğu zaman. Evde yol gözleyen kadınların hali ise akla gelmaz bile çoğu zaman… Onlar neler yaşar, neler hissederler? Fıtrat gereği ‘sürekli’ ilgi, sevgi beklerken kimi zaman haber bile vermeden geç saatlere kadar çalışan bir eşe sabır göstermek kolay mıdır? Elbette değil. Psikolog Farika Teymur Artır da erkek eve geç geldiği zaman evliliğin pek çok yönünün eksik kaldığına dikkat çekiyor. Farika Artır “Duygusal, fikri, sosyal ihtiyaçları karşılanmayan bireyler ruhsal ve fiziksel sıkıntılar yaşamaya başlıyor. Kadının eşi tarafından karşılanması gereken pek çok ihtiyacı var. Desteğe, yardıma, geri bildirimlere, cinsel hayatın düzenli olmasına ihtiyacı var. Bunlar olmadığında stres ve gerginlik durumu ortaya çıkıyor.” şeklinde konuşuyor.

Evlilikle hayatı paylaşmak için yola çıkılmışken erkeğin geç kalışlarıyla birlikte artık paylaşılan bir sofra bile kalmıyor çoğu zaman. Eve yorgun argın gelip alel acele yemeğini yiyen ve televizyon karşısına geçip oracıkta uyuyakalan bir adam değildir hayal edilen oysa. İki çift laf etmek bile lüks olmuştur artık çünkü erkeklerin çoğu eve geldiklerinde susup kafa dinlemek isterler. Hem konuşsalar bile evdeki kadın ne anlayacaktır motor aksamının bütün gün başına neler açtığından… Elbette iki çift laftan kastımız kadının sürekli halinden şikayet etmek için kurduğu cümleler ve kocasıyla konu komşunun dedikodusunu yapması değil. Çünkü zaten evin erkeğinin akşama kadar canı çıkmıştır yorgunluktan. Bin türlü insana laf anlatmak zorunda kalmış ve bütün enerjisini tüketmiştir. Haklıdır da... Ama kimin içindir bu yorgunluk? Kendisinden hiç değilse sevgi dolu bir iki söz bekleyen eşi ve başını okşamasına hasret yavrusundan başkası için mi?

Evet erkek evine geldiği zaman tatlı dil, güler yüz bekler… Hangi saatte olursa olsun kadın anlayışla, sevecenlikle kapıyı açmalı, hal hatır sormalı, sofrasını hazırlamalıdır. Ama geç saatte eve gelen erkek de gecikmesini telafi edecek jestlerle eşinin gönlünü almalı… Her şeye rağmen çocuklarına ve eşine mutlaka zaman ayırmalı, kısacık zaman dilimlerinde de olsa sevdikleriyle bir şeyler paylaşmak için fırsat kollamalı. Beraber yapılacak on dakikalık bir yürüyüş, çocuklarla parkta geçirilen bir iki saat, aile albümünün başına toplanıp birlikte yaşanan güzel günleri hatırlamak bile erkeğin evden ayrı geçirdiği saatlerini telafi etmeye yeter de artar... Uzmanlara göre de önemli olan geçirilen zamanın süresi değil, kalitesi… Memory Center Çocuk Ergen Uzman Psikiyatristi Dr. Gökçe Küçükyazıcı gün boyu yoğun bir şekilde çalışan erkeğin eve geldiğinde bir eş ve bir baba olmanın sorumluluğuyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek bu noktada en doğru yaklaşımın aile bireyleriyle nitelikli zaman geçirmek olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Küçükyazıcı, “Eve geldiğinizde çocuğunuzla oturup biraz oyun oynamak, gününün nasıl geçtiğini sormak, onun anlattıklarını dikkatle dinlemek, gün içinde yaptığı resimleri vs ilgiyle incelemek ve beğeninizi göstermek, yanağını okşamak, başınızdan geçen ilginç şeylerden kısaca da olsa bahsetmek, yeterli duygu paylaşımının yapılmadığı uzun süreli beraberliklerden çok daha değerlidir.” şeklinde konuşuyor.

Mesleği ve görevi gereği siyaset, doktorluk, polislik gibi yoğun mesaili işlerde çalışan babaların aileleri çoğunlukla baştan kabullenmişlerdir bu zorlu imtihanı. Siyasetçi eşleri mesela sabır abidesi gibidir. Haftalarca hayat arkadaşlarının yüzünü görmeseler yine de bunu anlayışla karşılamaları gerektiğini bilirler. Buna karşılık çocuklar için babanın varlığı tartışılmazdır. Küçük bir çocuk için görev, sorumluluk, sosyal statü çok da fazla bir şey ifade etmez. Onların küçücük dünyasında en önemli iki varlık anne ve babadır. Bu yüzden sebep n'olursa olsun eve geç gelen babalar en çok çocukları yaralar…

Hayat şartlarının getirdiği zorluklar yüzünden evini ihmal etmenin elbette anlaşılabilir bir yanı var. Buna karşılık bilinçli bir şekilde dışarıda zaman geçirip eve geç gelen erkeklerin nedenleri ise çok daha karmaşık. Kimisi sosyal hayatı daha çok sevdiğinden, kimi toplantıları, sohbetleri dinlemekten, arkadaşlarıyla vakit geçirmekten hoşlandığından, kimi işten artan zamanını hizmete adadığından eve geç gelir ki bu sürekli hal almışsa adı düpedüz bencilliktir. Çünkü Peygamber-i Zişan Efendimiz bile omuzlarındaki nübüvvet sorumluluğuna rağmen hiçbir zaman eşlerini, çocuklarını ve torunlarını ihmal etmemiştir. Hz. Aişe validemizle yaşanan bir Peygamberî hatıra aile saadeti için küçük şeylerin ne büyük değer taşıdığını gösterir. Peygamber Efendimiz bir yarış olduğunu ve seyretmek isteyip istemediğini sorar H. Aişe validemize. Hz. Aişe nasıl hayır desin.. Sevinerek gider Peygamberimizle. Çenesini O'nun omzuna dayar ve seyretmeye başlar yarışı. Ve Hz. Aişe usanıncaya kadar Peygamber Efendimiz öylece bekler orada. Önümüzde böylesi güzel bir örnek dururken neden mutlu aile kılavuzu kitaplara ihtiyaç duyarız o da ayrı bir yazı konusu...

Evde huzur bulamayan, sorunlarını çözmek yerine kaçmayı tercih edenler için ise yapılacak tek şey çözümün dışarıda olmadığını göstermekten geçiyor. Eşiyle, çocuklarıyla ya da diğer aile fertleriyle yaşadığı problem her neyse aile içinde konuşarak, birbirini dinleyerek ve anlayarak, kendini karşısındakinin yerine koyarak her meselenin hallolacağı düşünülürse kaçmak yerine muhatabıyla iletişim kurmaya çalışmak hatta bu noktada aile büyüklerinin de yardımını almak sıkıntıları daha da büyümeden ortadan kaldırmayı sağlayacaktır.

 

Görüşler:

 

         Ferda Demircan (Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın eşi)

 

         Eşinizin yoğun mesaili bir işte çalışıyor olması aile hayatınızı nasıl etkiliyor?

 

        Muhakkak ki etkiliyor. Yetişkinler bir süre sonra bu durumun gerekliliğini kabullenebiliyor. İnsan alışabiliyor. Ama küçük çocuklar varsa babanın yokluğu daha zor oluyor.   

 

        Sayın başkan bir baba ve bir eş olarak ailesine zaman ayırabiliyor mu? Yokluğunu telafi etmek için çaba harcıyor mu?

 

        sa bir vakit bile olsa onu mutlaka bizimle değerlendiriyor. Programında boş bir vakti olduğunda onu benimle ve çocuklarla geçiriyor. Hayatımızda çok fazla olamıyor . Ama fırsat bulduğunda da bizim yanımızda oluyor. 

 

  Size göre erkeklerin eve geç gelişi sağlıklı bir aile yaşantısının olmasına engel

midir? 

 

Tabi ki engel. Sağlıklı bir aile hayatı olamaz. En azından birlikte geçirecekleri zamanları olmalı aile fertlerinin. Çocuk babayı akşamları görmeli. Babayı görerek uyumalı. Yetişkinler anlam verebiliyorlar. Baba için çocuğunu 10-15 dakika görmek, öpmek, koklamak yetiyor ama bu süre çocuğun babaya ihtiyacını gidermez. Bunu çocuğa anlatamazsınız.      

 

Ebru Atalay ( Ev hanımı)

 

Çevremdeki evliliklerde gözlemlediğim kadarıyla beylerin dışarıda çok vakit geçirmesinin en büyük nedeni paylaşım eksikliği. Eşlerin birlikte yemek yemek, çay içmek ve tv seyretmek dışında yaptıkları pek birşey yok. Bu durum zamanla ilişkinin rutinleşmesine ve körelmesine neden oluyor. Evlilik bağını güçlü tutmak için sadece sevgi yetmiyor. Eşlerin birlikte yapabilecekleri kayda değer birşeyler olmalı. Bu konu hakkında ben de yeni evli biri olarak çok kafa yoruyorum. Mesela her akşam tv kapatma saati olsa ve bu saatlerde -eğer çocuklar varsa onlarında ilgisini çekebilecek- okuma saatleri olsa. Okunan şey üzerinde ailecek konuşulup tartışılsa. Hepimiz biliyoruz ki büyükşehirde yaşam sahiden zor. İş hayatı dışında insana kalan vakit çok az. Öyleyse eşlerimizle birlikte evde geçirdiğimiz vakti tepe tepe kullanmak lazım.

Eğer eşi kendisiyle vakit geçiremediği için sitem ediyorsa erkek öncelikle kendi haleti ruhiyesini anlatmalı. Zaten çok çalışıp yorulduğunu eşi de bilir ama biz kadınlar ilgi bekleriz. Fıtrat meselesi bu. Arada bir çiçek almak yahut ne bileyim “Haydi karıcım sen de evde çok yoruluyorsun bugün yemek yapma ben sana ısmarlayayım” diyerek, birlikte çok da pahalı olmayan bir yere yemeğe gitmeye ne kadar yoğun çalışırsa çalışsın her erkek vakit bulabilir. Sabah birlikte namaza kalkmak ve kuran okumak da sanırım günün ilk paylaşımı olarak en hayırlısı olur..Bu söylediklerim basit şeyler gibi görülebilir. Ama her ailenin yapmadığı şeyler. Ve yapınca bu kadar basit şeylerin bile ne kadar iyi geldiğini görecekler..

Bir erkek öncelikle evde dırdır etmeyen bir kadın ister. Dahası evinin kapısı açıldığında karşısında sıcak bir gülümseme ile “Hoşgeldin canım” diyen bir eş, eve geldiğinde muhabbet edebileceği, bir çok konuda fikir alışverişinde bulunabileceği bir ‘dost’ bulmak ister. Bunlar bizim evimizde olmazsa eşim eve geç mi gelir? Hayır! Bu biraz da erkeğin karakterine de bağlı bir şey sanırım. Bazı erkekler vardır ne yaparsan yap evde olmayı sevmez. Dışarda olmak onun için özgürlük demektir. O zaman yapacak birşey de yok sanırım...

 

Babanın evi ihmal etmesi

 

       Dr. Gökçe Küçükyazıcı

       Memory Center Çocuk Ergen Uzman Psikiyatristi

 

Her ne kadar günümüzde çalışan annelerin sayısı giderek artmaktaysa da halen evin maddi ihtiyaçlarını karşılamak çoğunlukla evin erkeğinin görevidir. Bu nedenle de babalar ne yazık ki zamanlarının çoğunu eş ve çocuklarından ayrı olarak geçirmektedir. Gün boyu yoğun bir şekilde çalışan erkek eve geldiğinde bir eş ve bir baba olmanın sorumluluklarla karşı karşıya kalır. Bazen farkında olmadan günün stersi ve sıkıntısını evdekilere yansıtır. Veya“Çocuğuma yeterince zaman ayıramıyorum” düşüncesinin yarattığı suçluluk duygusuyla çocuklarına aşırı hoşgörülü davranmak ve onları hediyelere boğmak gibi davranışlar göstererek bu olumsuz duygudan kurtulmaya çalışır.

Ancak şu bilinmelidir ki önemli olan geçirilen zamanın süresi değil, kalitesidir. Eve geldiğinizde çocuğunuzla oturup biraz oyun oynamak, gününün nasıl geçtiğini sormak, onun anlattıklarını dikkatle dinlemek, gün içinde yaptığı resimleri vs ilgiyle incelemek ve beğeninizi göstermek, yanağını okşamak, başınızdan geçen ilginç şeylerden kısaca da olsa bahsetmek, yeterli duygu paylaşımının yapılmadığı uzun süreli beraberliklerden çok daha değerlidir.  Zaman zaman haftasonları birlike tiyatroya gitmek, futbol, basketbol  vs. oynarken çocuklarınızı izlemek veya onlara kısaca katılmak fazla zaman almayacağı gibi onları sanıldığından çok daha fazla mutlu edecektir.

 

Farika Teymur Artır (Psikolog)

 

Çocuğun babaya olan ihtiyacı anne karnından itibaren başlıyor. Annenin hamilelik döneminde eşinden destek görmesi çok önemli. Annenin rahatlığı çocuğa da yansıyor ve anne karnında bile babanın sesini duyması güven veriyor çocuğa. Cinslerle ilgili davranış ve rolleri anne kadar babanın da varlığıyla ediniyor. Kız çocuk için de erkek çocuk için de babasıyla birlikte olmak çok önemli. Daha güvenli bir kişiliğe sahip oluyor. Altı yaşına kadar bir çocuk anneyle gün boyunca birlikte oluyor. Ancak babayla bu kadar uzun süreli birlikte olması mümkün değil. Baba için çocukla geçirilen sürenin niteliği önemli. Babalar çocuklarıyla kısa ama verimli zaman geçirebilmeli. Çok uzun süreli ve sıklıkla geç kalan babaların çocuklarında stres ve kaygı artıyor. Babalarının geç geliş sebebini bilseler de bu durum değişmiyor. Babayla birlikte sofrada bir arada olmak, aile ziyaretlerine gitmek çocuğun sosyal hayata katılımı ve sosyal gelişimini etkiliyor. Çocuğun talepleri oluyor ve anne bunları tek başına karşılayamadığında problemler ortaya çıkıyor. Baba eve geç geldiğinde problemlerle karşılaşıyor ve anne baba sadece problem çözmek için bir arada oluyor. Konuşarak, birlikte bir şeyler paylaşarak geçirilmesi gereken zamanlar da problem çözmeye ayrılıyor.

Eşler açısından bakıldığında da evliliğin amaçlarından birini yerine getirmek için diğerlerinin hepsi göz ardı ediliyor. Evliliğin anne babalık yönü vardır, ekonomik yönü, arkadaşlık yönü, romantik yönü, cinsellik yönü, güven ve bağlılık yönü vardır. Ve bunların eşler tarafından ayrı ayrı beslenmesi lazım. Erkek eve geç geldiği zaman evliliğin pek çok yönü eksik kalıyor. Duygusal, fikri, sosyal ihtiyaçları karşılanmayan bireyler ruhsal ve fiziksel sıkıntılar yaşamaya başlıyor. Eşinin karşılaması gereken pek çok ihtiyacı var. Desteğe, yardıma, geri bildirimlere, cinsel hayatın düzenli olmasına ihtiyacı var. Bunlar olmadığında stres ve gerginlik durumu ortaya çıkıyor. Bunların yaşanmaması için ilk etapta yapılacak olan şey doğru eş seçimiyle başlıyor. Uyum içinde olmaya gayret gösterilmesi, eşlerin karşısındaki insanı kalıba sokmadan kendi ihtiyaçlarını ifade edebilmesi, duyguların sorumluluğunun üstlenilmesi ve bizim ihtiyaçlarımızı karşılamak için kendi hayatını düzenlemesi için zaman verilecek. Kadınların çok şikayet etmesi, sürekli sorunları dile getirmesi çok da doğru bir davranış biçimi değil. İstenmeyen evlilikler, bozuk aile ilişkileri, arkadaş seçimi, sosyal çevre de erkeğin eve geç gelmesinde önemli etkenler. Ailelerin bu noktada objektif davranması gerekiyor. Dinlemeli ve eşlerin kendi sorunlarını çözmelerine yardım etmeliler. Erkeğin eve geç gelmesinde gereksiz yere vakit geçirmeler de çok oluyor. Aile bireyleri birinci plana alınıyorsa o sağlıklı ailedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!